shenol
shenol
Özel Üye (Erkek)
   
Karma: 0
Offline
Mesaj Sayısı: 434
shenol
|
 |
« : Ağustos 14, 2008, 04:41:42 » |
|
Arkadaşlar okumadan önce bir not koymak istiyorum. Bu konuyu baştan sona okumanızı tavsiye ederim. Bu konuyla ilgili youtube'a girip (ktunnel.com'dan girebilirsiniz) elektronik ses fenomeni (veya bu konuyla ilgili kelimeler) olarak çıkan sonuçları izleyebilirsiniz. O tutulan kayıtları göreceksiniz. Ama sakına okuduğunda bile etkilenenler girmesin. Şimdiden söyleyim gece ışıkları açmadan uyuyamayabilirsiniz. Abattığımı düşünmeyin.
Ve bir uyarı daha: bu konunun gerçek olduğunu internetten araştırarak da bulabilirsiniz. Ama SAKINA!!! denemeye çalışmayın. Çünkü araştırırsanız da göreceksiniz ki bu konuyla uğraşan kişiler kayboluyor veya ölüyorlar. 
The Universal filmi White Noise (Beyaz Ses) Ingiltere'de ocak 2005'de vizyona girdi. Film, icinde katliamda olusan seslerin ele gecirildigi, en azindan filmin amaclari icin, "Beyaz Ses" araciligi ile, yumusak, hisirdayan, radyonun frekans araliklarindaki pozisyonlarda veya hava dalgalari ile dolmazdan once-veya kanali tam ayarlanmamis bir televizyonun, bazan hayaletimsi yuzlerin de gorundugu,karli ekraninda bulunan, hala az bilinen"EVP" nin paranormal olayi veya elektronik ses fenomeni ile ilgilidir.
Filmde Michael Keaton, karisi aniden,gizemli bir bicimde olen Jonathan Rivers rolundedir. Daha sonra, Jonathan, Linda'nin kendi sesinin de oldugu, olulerden gelen mesajlari aldigini ve kaydettigini iddia eden bir adam tarafindan aranir. Onceleri olaya kuskulu yaklasan Jonathan kisa surede, Linda ile haberlesme ihtiyaci ile surekli bu olayi dusunmekten kendini alamaz ve kendi EVP kayitlarini yapmaya baslar. Hollywood'un EVP gibi paranormal fenomenleri -herzaman oldugu uzere- ele alis tarzinda daima karanlik bir yan vardir:mesajlarin bazilari diger taraftan uyarilar tasirlar,ve cok gecmeden bu meselelere burnunu sokmanin tehlikeli bir is oldugu acikca ortaya cikar- ve sonucta sadece birbirini seven ama birbirinden kopartilmis kisilerden mesajlardan cok daha fazlasiyla karsilasabiliriz. "Trailer"d e oldugu gibi (derin, mezarlikvari ses baslar) "Eger onlar geri gelebilirse ... daha baska kimler gelebilir?"
Filmin EVP'yi ele alis tarzi tamamiyle sansasyonalizm ve urkuntu olmamasina karsin, bu korku filmi yaklasimi (otobuslerin yanlarindaki "Sizi ele gecirmek istiyorlar!" diye ciglik atan reklamlarda da oldugu gibi) bazi insanlarin konudan urkerek uzaklasmalarina hizmet edebilir, veya belki de onlari bir fenomen olarak EVP'nin Coca cola ve benzin dusmani arabalari gibi `Amerikada yapilmistir` damgali bir sey olduguna ikna edebilir.
EVP'nin Geçmişi
Scientific American'in 30 Ekim 1920 sayisinda, Amerikan'ın en ünlü mucidi Thomas Alva Edison - elektrik ışıkları, gramofon ve hareketli resimleri keşfeden - şöyle yazar :
"eğer benliğimiz yaşasaydı, o zaman tam olarak mantıksal ve bilimsel bir varsayımda bulunabilirdik : anıları kaybetmemek, zihin gücü ve diğer yetilerimiz ve bilgilerimiz bu dünyada elde ettiğimiz. Bu nedenle, benlik, ölüm diye adlandırdığımız şeyden sonrada kalıcıysa, mantıklı bir sonuca varabiliriz " bu dünyayı terk eden herkesin arkada bıraktıkları ile iletişim kurmak isteyeceklerini. İnanmaya meğilliyim ki " öbür dünyadaki benliğimiz bunu arzulaması mümkündür. Eğer bu mantık doğru ise; o zaman, bir sonraki hayatta yasam surerken benligimizin yaninda -etkilenebilen veya hareket ettirilebilen veya ustalikla idare edilebilecek kadar hassas- bir cihaz gelistirebilirsek, boylesi bir cihaz yapilabildiginde, bazi seyleri kaydetmesi gerekir.
Insan Edison'un bazi emsalleri bu konuda ne yaptilar diye merak etmekten kendini alamiyor, ve Edison'un kendisinin boyle bir cihazin yapimi icin deneyler yaptigi spekulasyonlarina karsin, boyle bir tasarimi dogrulayan hic bir kanit gunumuze ulasmamistir. Edison'un - ruhlar dunyasini yaratilan yeni teknolojilerle birlestiren- dusunceleri belki de bir dereceye kadar zamanin ilerisinde idi. Keza Edison'dan oldukca bagimsiz olarak, Markoni ve Tesla'nin ruhlar dunyasi ile baglanti kurmak icin teknoloji kullanma ile ciddi olarak ilgilendiklerini gosteren kanit olmasina karsin EVP olarak bilinenin tamamiyle ortaya cikisindan once onlarca sene gececekti.
Bununla beraber, dunyali dinleyicilere ulasan, gorunuse gore katliamda olusan seslerin ilginc ornekleri sonraki yillarda da kaydedildi. 1930'larda Avrupa, II. dunya savasinin kosullarinin yavas yavas olusumuna tanik olurken, Isvec ve Norvec'li pilotlar radyo frekanslarinda ilginc ve tanimlanamayan seslere tanik oldular. Once bunlarin parazitli Nazi telsiz konusmalari olduguna inanildi, ama hic bir sekilde bir kanit bulunamadi, ve nereden geldigi bilinmeyen bu sesler 1934'de basladigi gibi birdenbire durdu, o tarihten sonra bunlar ekseriyetle unutuldu.
John Butler, 1947'deki "Ruhlar Dunyasinin Kesfi" kitabinda -ki bu 1930'larda da meydana gelmisti- bu kez 600 kisinin onunde gerceklesen Londra'daki Wigmore Hall'daki ilginc olayi anlatir. Bir medyum sahnededir ve biraz uzaginda salonun her yanindaki hoperlorlere bagli bir mikrofon konulmustur. Aniden, 40 veya 50 kadar oldugu tespit edilen sesler mikrofondan konusmaya baslar. Mikrofonun yaninda hic kimse yoktu ve sistemi kuran, uzmanliklari bu tur ses sistemleri olan iyi taninmis bir firmanin elektrik muhendisleri olan iki teknik yetkili, sesleri duyunca bunlarin herhangi bir sekilde insan kaynakli olamayacagini ve orijinalde bedenden ayrilmis olarak gorundugunu herkesin onunde acikladi. Her ikiside daha sonra, bu olaydaki deneyimlerinin bir sonucu olarak ruhbilimci olduklarini aciklayan- Psychic News'da yayinlanan- bir bildiri imzaladilar.
1949'da, Manchester, Ingiltere'de "Ruhlarla Elektronik Iletisim Dernegi" adi ile ve brosurlerinde belirttikleri "Insanlarin Ruhsal Ozgurlesmesi icin Elektronik Iletisim" amaci ile kucuk bir grup olusturuldu.Dernegin olusumu Uluslararasi Spiritizma Federasyonunun 1948'deki Kongresinde ruhsal hisleri harekete gecirme gucune sahip bir enerji alani ureten elektrikli bir cihazi gosterime sunan Hollanda'li Mr. N Zwaan'nin calismasindan esinlenmistir. Cihaz 'Teledyne' a gelistirilmesinden once,baslangicta 'Super isin' , daha sonra 'Zwaan isini' (Binnington modeli), ve son olaarak 'Teledalga' olarak adlandirildi. Bu bilim-kurgusal ses cihazlari icin, olulerle dogrudan ses iletisimi formu da dahil olmak uzere olaganustu sonuclar alindigi iddia edildi. Fakat 1952 itibari ile, bu heyecan ve aktivite patlamasi yavas yavas basit bir sekilde sona ermis gibi gorunur. Bununla beraber, ayni yil icinde, iki seckin Romali Katolik, biri Benedictine papazi Peder Pellegrino Maria Ernetti, digeri saygin hekim Peder Agostina Gemelli, tip labaratuvarinda telli kayit cihazi ile Gregorian ayin muzigi kaydi uzerinde calisirlarken-aradiklari o olmadigi halde- aciklanamayan sesler yakaladilar. Calisma iyi gitmiyordu, ve hayal kirikligi yasayan Gemelli olmus babasindan yardim diledi.Ilkel kayit cihazindaki kaydedilen seyi dinlediklerinda, rahibin olmus babasinin onlari son derece hayrete dusuren "ben her an seninleyim ve sana yardim ediyorum." sozlerini duydular.Bu olayin haberi Papa Pius XII'a ulasti ve o pederlerin endise duymamalarina cunku kaydettikleri sesin bilimsel bir gercek olduguna ve spiritizmada hic bir temeli olmadigina karar verdi.
Breakthrough
Yedi yıl sonra, 1959'da, gerçek buluş gelir. Friedrich Jurgenson 'Letonya'da doğan sanatçı ve belgesel film yapımcısı ' gece İsveç, Mölnbo'daki evinin yakınındaki bir ağaçlıktan kuşsesi kaydeder. Bu kaydı tekrar çalarken , Norveçce konuşan ve kuşların gece alışkanlıklarını tartışan bir adam sesinin farkına varır.Konunun gözalıcı tesadüfüne rağmen, Jurgenson nasıl kayıt cihazının normal bir radyo kaydettiğini düşünür. Fakat birkaç hafta sonra , başka bir kadın sesi yakaladığında sarsılır. Ses Sorar: 'Friedel, benim küçük Friedel'im, beni duyabiliyormusun ?' Friedel , Jurgenson'un hayvanının ismidir ve annesinin sesini hemen farkeder. Annesi 4 sene önce ölmüştü.Şimdi öteki tarafla iletişim sağladığına ikna olmuştu, Jurgenson kaydetmeye devam etti, farklı dillerde konuşan, yüzlerce bedenden ayrılmış ruhların seslerini yakaladı ki bunların içinde vefat eden bazı aile üyeleri ve arkadaşlarıda dahil olmak üzere onu cevaplamak için benlikleri ile Jurgenson'a gözüktüler.
Jurgenson 1964'de, bulgularını , Frieburg Üniversitesi , Parapsikolojik Araştırmalar Ünitesinin kurucularından Dr. Hans Bender olmak üzere, bir çok araştırmacının dikkatini çeken Voices from the Universe kitabını yayınladı. Dr. Bender, onu ses fenomeni üzerinde çalışması - sessiz ortamda boş kasetler ve normal kayıt cihazları kullanarak, farkedilebilir kelimeler konuşan seslerin kaydı - için kendi grubuna dahil etti ve sonuçlarda , Jurgenson'un deneylerinin gerçekliğinin haklı çıktığı görüldü. Ve işinde ilgili olduğu tek şey parapsikolojistlik değildi. Ayrıca bir dekoratördü. Vatikan ve Papa ile ilgili çektiği bir belgesel film için ödül aldı, ama Jurgenson , daha sonra bir arkadaşına Vatikan'da ses fenomeni için titreşimle ses çıkaran bir kulak bulduğunu söyledi. Bu durum Vatikan'ın bu konuya geçici bir ilgiden daha fazlasını verdiği gibi görünüyordu..
1965'de bir başka Letonyalı , tanınan psikolog ve Carl Jung bir zamanlar öğrencisi olan Dr Konstantin Raudive Jurgenson'un yaptıklarını duydu. Raudive uzun zamandır direk ses medyumluğuna ilgi duyuyordu ve, Jurgenson'la tanışıp ve onun EVP deneylerinin doğruluna ikna olduktan sonra, Almanya'da kendi araştırma projesini hazırladı. Başlangıçta, Raudive olağan bir kristal set kullandı, ama neticede Ganiometer isimli aracın tasarımında ona yardımcı olan fizikçilere ve elektronik mühendislerinin yardımını almaya gönüllü oldu. Bu altein yardımıyla Raudive binlerce bedenden ayrılanların seslerini kayıt etti ve 1968'de araştırmalarını Almanca bir kitapta (Unhörbares wird hörbar) yayınladı, birkaç yıl sonra ise Breakthrough olarak çevirisi yapıldı.1971'de kitabın ingiliz yayıncısı Colin Smythe, Raudive'nin çalışmalarının bilimsel testlerini düzenledi. montajcılar kulaklık ile kayıtları denetlerken hiçbirşey duyamadılar, fakat tekrar çalarken (playback'in anlamını biliyorum fakat türkçeye uyarlayamıyorum) yaklaşık 200 ses işitildi ; ki bunlardan birini Sir Robert Mayer tanıdı, bu kişi henüz vefat eden Arthur Schnabel idi.
Breakthrough, Raudive'nin metodunu büyük bir başarıyla takip eden daha sonraki bir çok araştırmacı için teşvik unsuru oldu. (1974 denesinde ölen Raudive diğer EVP araştırmacıları ile öte dünyadan iletişim kurmaya çalışmaktaydı, Onun mesahları sadece kayıt cihazlarında değil aynı zaman video ve hatta bilgisayarlarda bile gözüküyordu)
Raudive yeni ufuklar açan kitabını yayınladığı aynı sene içerisinde, Amerikalı emekli iş adamı George Meek, EVP ile ilgilenmeye başladı ve finansmanı Bill O'Neil'in yardımı ile ruhla direk iletişim kurmayı sağlayan dünyanın ilk aygıtını geliştirdi. Bu iş birliği sonucunda (1967'de ölen eski NASA bilimadamının da yardımıyla) dünya ile ruhların düyası arasında direk iki yollu iletişimi vaat eden “Spiricom” ortaya çıktı. Meek ve O'Neil saatlerce kayıt yaptılar, ama Spiricom 1981'de tüm fonksiyonlarını durdurduğu görüldü. (Mueller bunun olacağı konusunda uyarıda bulunmuştu) ve bu araştırmasında o kadar harcadığı zaman ve paraya rağmen , Meek asla , gerçekten iletişimde bulunduğunu kimseye kanıtlayamadı.
Devamı: Korkunç yazılar - elektrik ses fenomeni 2
|