Ben Hariç Değil Ben Dahil 
Sen Kimsin Değil Ben Kimim

Sosyal medyada tepki gösterdiğimiz neredeyse her şeyi hayatımızın bir döneminde yaptık ya da yapıyoruz. Kınadığımız, iğreti bulduğumuz, onaylamadığımız ne varsa. Belki de dönemimizin yüzleşme tekniği bu. Bu yüzleşmeler ne kadar işe yarıyor tartışılır.

En basit örnekle; sinemada gürültü yapanların, telefonlarıyla oynayanların kınandığı bir yazının altında, binlerce yorum varken ve neredeyse herkes eleştirmişken sinemada gürültü yapanlar kim? Eleştirenlerin bir kısmı olabilir mi?

4 yaşındaki çocuğa tahammül edemeyen taraftarları eleştiren binlerce sosyal medya kullanıcısından biri dahi tahammülsüz ve fanatik taraftarların içindeyse durum daha vahim. Ya da bir tecavüzcünün sosyal medya hesabındaki ahlaklı paylaşımlarına ne demeli? Sosyal medyada sürekli kedi köpek fotoğrafları paylaşan birinin sokaktaki hayvanlara tahammül edememesi… Engelliler için paylaşımların dibine vurup sokakta engelli haklarının ırzına geçen şahıs... Çiçek, böcek, ağaç deyip doğaya her türlü çöpünü, istifini bozmadan atan kişi… Kalabalıklarda aşağılanan bir insanı sanalda savunurken ,gerçek âlemde aynı durumu yaşadığında ego tatmini yapıp kalabalığın bir ferdi olanlar…

Aslında gelişmiyoruz,ilerlemiyoruz. Sanal ortamda bir başka ''ben'' ile çelişiyoruz. Beşer şaşar ve bol nefisli insanlar olarak belki de adı sanal âlem olan yalan âlemdeki ''ben'' i gerçek alemimize taşıyamıyoruz. Arada kalmışlık gibi. Maskeli balodaki kişi sayısı günden güne belki de bu yüzden artıyor. Kolaylıkla her şeyi eleştire biliyorken kendimizi eleştiremiyoruz. Yapılan paylaşımlarda bahsi geçen insanlar bizler değilmişiz gibi ! Hiç üstümüze alınmadan ya da ''ama''larla başlayan cümlelerimize kendimizi aklayan kelimeleri ekleyerek zirveye çıktığımızı ve farklı olduğumuzu düşünüyoruz. Dilden düşmeyen ''ego'' şişti de şişti. Sokaklardaki bizler; daha sinirli daha tahammülsüz daha asabi daha kızgın daha ben merkezciyiz artık.

Ne kadar uğraşırsak uğraşalım bencilliği bırakamıyoruz. İnternetin olmadığı zamanlardaki insanların ''insanlıklarından'' bahsederken nedenleri sorguluyoruz ya hani. Belki de cevabı; bu kolaylığı bile yine kendimizi tatmin etmek için kullanmamız. Geliştirmek,araştırmak için değil öfkemizi beslemek ve egomuzu daha fazla şişirmek için!

Herhangi bir sayfada herhangi bir paylaşımın altındaki yorumlara bir bakın. Hepimiz kendimizi anlatma çabasındayız. Olayı, acıyı, durumu unutuyoruz ve hep aynı cümle beynimizde '' olayı nasıl algılamış,nasıl böyle bir yorum yapmış'' işte o beyin '' aynı şeyi sen de yapıyorsun, farkında değilsin'' diye dile gelmiyor.İçte bir yerlerde aslında hissediyor olmamız gerekmiyor mu? Kendi kendini sorgulayamayan insan neyi sorgulayabilir ki!

İnsanlık nereye gidiyor? 
Neden böyle olduk? 
Neden buhranlar içinde yaşıyoruz? 
Neden herkes mutsuz? 
Neden insanlar bu kadar kötü? 

Sanal âlemde ana sayfalarımızda, gerçek âlemde çevremizde hep aynı sorular.

İnsanların içinde ben de yok muyum? 
Sen de yok musun?

Oğuz Atay demiş ki ''Cennet muhallebiden duvarlar demek değildir sayın yetkili. Cennet insanların birbirlerini dinlemeleri demektir, birbirlerine aldırmaları, birbirlerinin farkında olmaları demektir.''
Kendini dinlemeyen,kendine aldırmayan,kendinin farkında olmayan biri,bir başkası için bunu yapabilir mi? Sadece alıntıyı beğenir,evet olması gereken bu der,böyle olmadığı için zaten bu ''haldeyiz'' i bir an düşünür ve unutur.

Hepimiz farklıyız!!!

Bence değiliz …

Hepimiz kendi ile çelişen,iyi olduğuna inanan, bencilliğini kabul etmeyen insanlarız. Taraflı vicdanlarımız, taraflı kurallarımız, kendimizi aklamak için yığınlarca bahanelerimiz var.

Belkici bir insan olarak, belki ile başlayan bir cümle ile bitirmezsem eksik kalacak…

Belki de Konrad Lorenz’in dediği doğrudur. ‘’Hayvanla gerçek insan arasındaki kayıp halka muhtemelen biziz."

''Shezofren''

Etiketler

Yorumunuzu benimle paylaşın

En Yeniler

Shezofren Seçimler

Shezofren Tasarımlar