"Başkalarına ve başkalarının mevcudiyetine ve yargılarına bağımlı olmaktan daha kötüsü yoktur. Tüm bunlardan kendini kurtarabilmek uzun bir hazırlık gerektirir...."

"Dünyayı yaratanın sen olduğunu ve dışındakilerin seni değil, senin onları memnun ettiğini anladığında... gördüğün, işittiğin ve dokunduğun her şeyin senin yarattığın şeylerin sonucu olduğunu anımsadığında, korkuların da son bulacak...
Dünya çiğnediğin bir sakız parçasıdır, dişlerinin biçimini alır," 

"Kişi ancak bilmiyorsa, öğretebilir," demişti Dreamer, "gerçekten bilen öğretemez! 'Anladığımız' şeyi, 'gerçekten' bizim olanı bir başkasına aktaramayız. Mutluluk, zenginlik, bilgi, istek ve sevgi dışarıdan edinilecek şeyler olmadıkları gibi, başkaları tarafından da verilemezler; onlar sadece hatirladıklarımızdır ve özümüzün demirbaşlarıdır; her insanın sahip olduğu bir tür doğal mirastır. 
Hiçbir politika, din ya da felsefe sistemi toplumu dışarıdan değiştiremez.Ancak ve ancak bireysel bir devrim, yeni bir psikolojik doğuş, her insanın tek tek, hücre hücre Oluşundaki yaralarının sarılması bizi daha refah bir gezegene, daha zeki, daha doğru, daha mutlu bir medeniyete taşıyabilir." 

 

" Bir bütün içinde olmamanın eksikliği, insanı cehalet, korku ve kendi kendini imha etmeye mahkûm eder ve onu hastalıklara,çöküşe, saldırganlığa, acımasızlığa ve dış dünyada savaşmaya kadar götürür. 
Dünya, senin onu düşlediğin gibidir; o bir aynadır. Dışarıda kendi dünyanı bulursun, yarattığın, düşlediğin dünyayı. Dışarıda kendini bul! Git ve kim olduğunu gör...Diğerlerinin, senin içinde taşıdığın yalanın, uzlaşmanın, cehaletinin yansıyan görüntüleri olduğunu keşfedeceksin...
Değiş... ki dünya değişsin.
Beter bir dünya yaratıyorsun, sonra da kendi yarattığın şeyden, kendi eserinden dehşete düşüyorsun. Dünyanın nesnel olduğunu düşünüyorsun...oysa dünya senin onu düşlediğin gibidir. Git, dünyaya gir ve bunları kabullen... Kendi içindeki yoksullarla, zorbalarla, toplum dışına atılmışlarla tanış. Onları kabullen! Sakın onları görmezden gelme ve sakın suçlama. Dünyana teslim ol. Git ve yarattığın şeyi bilinçli olarak kabullen: bir dünya, sabit, cahil bir dünya... ölü.
Bir kişinin gücü, kendine sahip olmasında ve aynı zamanda kendisine teslim olmasında yatar." 

"Özgürlüğünü bir avuç uydurma gerçekliğin içine hapsettin. Sana dayatılan sahte uykundan uyanmanın, cehennem misali bir yaşam görüşünü bırakmanın artık zamanı geldi!" 

"Bir gün, artık çalışması gerekmeyen, düşlemeyi bilen bir toplum olacak;sevgi dolu, düşlemeye yetecek kadar zengin ve düşlediği için ebediyen zengin kalacak bir insanlık. Evren bolluk içindedir. Bir kişinin içten isteyeceği her şeyi fazlasıyla veren 'Bereket Boynuzu'dur... Böyle bir evrende kıtlıktan korkmanın gereği yoktur. Sadece senin gibi korku ve şüphe dolu insanlar yoksul olabilir, dünyada bağımlılığı ve yoksulluğu sürekli kalıcı kılabilirler."

"Yoksulluk, kişinin kendi sınırlarını görememesi demektir." 

"Kişi, başına gelen durumlara karşı tavrını değiştirdiğinde, başına gelecek olayların doğası da zamanla değişecektir." 

"Varlığını hafifletmek ciddi bir emek ister," dedi. ''Bunun için ebeveynlerinin öğretmenlerinin, felaket tellallarının ve kıyamet habercilerinin sana dayatma yoluyla öğrettikleri her şeyi arkanda bırakman gerekir. Onlardan, kurbanlık bilincine nasıl düşüleceğini, nasıl sefil, yoksul ve hasta olunacağını öğrendik."Ardından, yavaşça yüzünü yüzüme yaklaştırarak ekledi, "Onlardan, ölmek için binlerce yol öğrendik."
"Uygarlığın doğuşundan beri bilinci perdelenmek suretiyle uykuya yatırılan milyonlarca insana, 'nesilden nesile kirlenme yolu ile', kendilerinin kıt ve sınırlı olduklarına körü körüne inanmaları öğretildi."

"Kendini gözlem, kendini düzeltmedir... Bir kişi 'kendini gözlemleyebilirse' geçmişindeki her şeyi düzeltebilir."

"Retina üzerine düşen görüntüler dünya değildir, dünyanın masalıdır" 

"Gerçek savaşçılar başkalarının üstünde hâkimiyet kurmak ya da onları kontrolleri altına almak için savaşmazlar. Ve onlar asla bir zafer kazanmak, sömürge ya da ganimet sağlamak uğruna da savaşmazlar, onlar kendileri için gerçekten önemli olan tek bir şeyi, kendi içsel özgürlüklerini kazanmak uğruna savaşırlar."

"Beden, ruhun ete bürünmüş halidir. Ruh ne kadar ölümsüzse, beden de o kadar ölümsüzdür." 

"Bizim dışımızda başka bir dünya yoktur, her karşılaştığımız, her gördüğümüz ve her dokunduğumuz şey aslında sadece
bizi yansıtmaktadır. İnsanın yaş ant ısındaki diğer kişiler, olaylar ve durumlar, onun koşullarını açığa çıkarır." 

" Görüş açımızı altüst etmeyi öğrenmemiz gerekmektedir. İnsanların genellikle zorluk veya felaket olarak gördükleri, beddua ettikleri, her ne pahasına olursa olsun kaçındıkları her şey aslında ölüm psikolojilerini yaşam psikolojisine dönüştürmelerini sağlayacak çok değerli malzemelerdir." 

" Evren olduğu haliyle mükemmeldir. Değişmesi gereken yalnızca sensin!" 

"Oluş 'un gıdası niyet.
Aklın gıdası sükunet.
Bedenin gıdası oruçtur." 

" Kişi kendisi için açık ve seçik olarak sadece sağlık, zenginlik ve esenlik diler. Kendisini gözleyebilseydi ve yüreğini duyabilseydi, aslında hiç durmaksızın bir olumsuzluk ezgisi söylediğini, yani endişelerden, sağlıksız imgelerden ve başına gelebilecek, belki de hiç gelmeyecek korkunç olayları beklemekten ibaret bir felaket duasıyla yakardığını işitebilecekti." 

"Kendini yenmek' kadar kutsal bir savaş yoktur; kendi sınırlarını aşmak kadar büyük bir zafer yoktur. Bütünlük, varoluşun bir iyileştirme sürecidir. Bin yıllık inanışları yıkmayı, olumsuz duyguların ve yıkıcı düşüncelerin dönüşümünü; kendi ustalığına ulaşmayı; yiyecekler, uyku ve nefes alma üstüne hâkimiyet kurmayı gerektirir."

" Algıladığın, gördüğün ve dokunduğun her şey,bir görünmeyenden kaynaklanır. Bir insanın yaşamı, 'düşlerinin' gölgesidir,
ilkelerinin ve inandığı her şeyin gözler önüne serilmesidir.
Herkes kararlılıkla inandığı şeyin, noktasına virgülüne kadar gerçekleştiğini görmüştür. İnsan daima yaratır. Karşısına çıkan engeller ise insanın kendi sınırlarının, çelişen fikirlerinin ve zayıflığının maddeye dönüşmesidir.
Kimisi vardır yoksulluğa inanır, kimisi hastalığa tapar, kimisi sürekli olarak kıtlığa ve kısıtlamaya inanır ve kimisi de her şeyini suçluluk duygusuna bağlar...
İnsanoğlu varlığının en karanlık durumlarında bile daima yaratır." 

"Sana bunu tekrarlamaktan asla vazgeçmeyeceğim. Senin dışında olan hiçbir şey yok...dışarıdan gelecek hiç bir yardım yok., senin, adına 'dünya' dediğin yer, bir görüntüden ibaret... Gerçek dediğin şey ise düşlerinin ya da kabuslarının pürüzsüz bir aynaya yansıması, maddeye dönüşmesidir... " 

"İşte insanlar, küçük psikolojik cüceler haline böyle geldiler... hatta böcekten bile küçük. Kuyruklarını bacaklarının arasına kıstırarak dünya üzerinde dolaşıyor, bir tür suçluluk duygusu besliyor ve korkuyorlar.
İnsan bir kez bu alçalma düzeyine indiğinde, ihanet etmekten, suçlamaktan, yakınmaktan, kendine acımaktan ve yalan söylemekten, özellikle de, yaşadığı sorunun önemsiz, takıldığı ayrıntıların değersiz, arada bir karşılaştığı sorunların ufak tefek ya da anlık terslikler olmasının dışında yaşantısının aslında mükemmel olduğuna inanarak kendine yalan söylemekten başka bir şey yapamaz hale gelmiştir.
Bütünüyle körleşmesi sonucunda, yaşantısında hoşuna gitmeyen bir durumun ve tamamen önemsiz görünen bir ayrıntının arkasında tüm insanlığa bulaşmış aynı hastalığın bulunduğunu görmek dahi istemez.
Yaşamının tek bir atomunu değiştirmek için her şeyi değiştirmesi gerekir.
Düşünce biçimini, kararlarını ve genel geçer dünya görüşlerini baş aşağı etmesi gerekir!" 

"Bilim tapınaklarının, yardımsever kuruluşların, ilaç laboratuvarlarının,gıda sanayisinin, dinsel yardım ünitelerinin,güzellik enstitülerinin, keşişlik ve katı kurallara bağlı din okullarının bilinçsizce ölüme hizmet ettiklerini göreceksin; onlar da bu ölüm düzenini beslerler, ve bu düzendeki ekonomik felaket ile de beslenirler.. Onların sağlık ve refah, mutluluk ve uzun yaşam mesajlarının altında, bilinçsiz olarak ölüme kayıtsız şartsız bir bağlılık, çok güçlü bir hizmet anlayışı yatmaktadır."

"İmkânsız olan, her zaman diğer bir imkan kapısını açar..." 

"Yaşlanan maskenizin altında kendi yalanınızı gizliyorsunuz! 
"İşlerinizi, yönetecek kişilere devredin! Bu rollerinizden vazgeçin! Bunu kendi kararlılığınızla yapın, yoksa yaşam onu size zorla yaptıracaktır." 

"Korkunun, seni dışarıdan ürküten ya da tehdit eden bir şeye karşı geliştirdiğin doğal bir tepki olduğunu düşünebilirsin." 

Prof. Dr. Stefano D'anna

 

Resmi web sitesi http://profstefanodanna.com/tr/ 

 

Dipçe: Siteye gelen bir mesaj üzerine iki kardeş arasında kitapla ilgili sorun yaşanığından haberdar oldum. Birbirine benzeyen iki kardeş ve aslında bir diğeri kitabı yazmamış. Ben ise onun fotoğrafını paylaşmışım.  En kısa zamanda bu konu ile ilgili bir yazı düzenleyeceğim. Mesaj için teşekkür ederim Evren Balgöz. 

*

İKİ KARDEŞİN TELİF DAVASI

Kitabın Türkiye'deki telif hakları için kardeşi Stefano E.D'anna'ya dava açan Elio D'anna o günlerde mahkemede “Bu kitabı ben yazdım. Ancak yazarı Stefano gözüküyor. Stefano'nun yazılmasının sebebi, kardeşimi daha yüksek göstermek ve yüceltmekti” dedi. Kitap için hâkim karşısına “davacı” sıfatıyla çıkan Elio D'anna, 1980'de filozofik düşünceyle okul kurmak için İstanbul'dan İtalya'ya döndüğünü anlattı. Yaklaşık 30 yıllık düşüncenin sonucunda dönem dönem derlediği dokümanlardan oluşan bu kitabın 2001'de kitap haline dönüştüğünü iddia etti. Kardeşinin mahkemedeki açıklamalarını “üzücü” diye cevaplayan Prof. Dr. Stefano D'anna ise kardeşinin aksine kitabın yazarının kendisinin olduğunu iddia etti. Stefano D'anna, “Öz kardeşimin buraya gelip yemin altında doğru olmayan ifadeler kullanmasına çok üzüldüm. 30 yıllık birlikte çalışmanın sonucunda burada sadece açgözlülük etmektedir. Kitabın karakterini biyografim oluşturduğu halde bunu kendisi oluşturmuş gibi söylemesi de çok üzücüdür. Bu kitabı ben yazdım. Telifleri de ben aldım. Kardeşim kitabı okumamıştır bile” dedi. Prof. D'anna'nın avukatı Barış Kaşka, “Davacı hak sahibi olduğunu kanıtlayamamıştır. Kitabın hak sahibi müvekkilimdir” dedi. Prof. Stefano D'anna'yı haklı bulan mahkeme, davanın reddine karar verdi. D’Anna’nın yakınları dava sonrası yazarın hastalandığının konuşulduğunu söyledi. 

Yorumlar

Merhabalar bu yazı görselde ki kitap\'dan alıntı mıdır ?
Metin Nadir Gülebenzer, 29 Kasım 2016 12:35:00

Yorumunuzu benimle paylaşın

En Yeniler

Shezofren Seçimler

Popüler

Shezofren Tasarımlar